Lilypie Kids Birthday tickers

Salı, Şubat 27, 2007

Richard

Yeni bir bilgisayar mi aldim yoksa basima belami bilmiyorum. Yaziyi okuyan ve bilgisayar almayi dusunen birileri varsa, Toshiba'dan uzak durmanizi siddetle tavsiye ederim.
Ve bu basimin belasini baskasinin belasi yapmak icin yarin evden cikartiyorum. Ne zaman geri gelecek bilinmiyor. Umarim hic gelmez.
Iste bu sebepten bir sure yazi yazamayacagim buraya.

Ama gitmeden once anlatmak istediklerim var.

Bizim evde son gunlerin populer konusu yaptigim profiteroller. Internette buldugum iki tarifi birlestirip yapmistim hani. Hemencecik bitiverdiler, biz de tadina doyamadik, dolapta onceki tariften artan cikolata sosu da olunca bir kere daha yaptim. Amaaaaa, bana iki tarif karistirmak yetmedi bir parca da thai mutfagindan aldim ve ortaya cok daha guzel birsey cikti.

Olayin evde abartildigi yetmiyormus gibi, arkadaslara da abartilinca, tarif heryere gonderildi:)

Ecenaz ilkinde oldugu gibi ikincisinde de yemedi, cikolatalari saymazsak.

Ecenaz'in okulda olanlari anlatmadigini daha once yazmistim. Bazen okuldan ciktiktan hemen sonra babasina anlatiyor. O da birazcik. Bu aksam ogrenmenin baska bir yolunu buldum: Yatma hazirligimiz bittikten sonra 2 kitaplik bir hikaye okumamiz, ondan sonra da "sen burada biraz otur, sonra git" bolumumuz var. Iste bu son bolumu, elinden geldigince uzatmaya calistigi icin ben de konuyu okula getiriyorum. Hem onun istedigi oluyor hem de benim. Gunduz babadan alinan tuyo ile bu aksam gecen konusma aynen soyle:

Ben: Annecim bugun Max sana sarilmis? Nasil yapti, gosterir misin?

Ecenaz: (kollarini kendi etrafinda sararak) booooyle yapti.

Ben: Sen ne yaptin?

Ecenaz: "Ama yapma" dedim, itikledim.

Ben: Annecim Max seni sevdigi icin sarilmak istemis.

Ecenaz: Max sevmiyo beni, Richard seviyooo

Ben: Richard sana "seni seviyorum" mu dedi.

Ecenaz: ------------

Ben: Butun arkadaslarin seni seviyor annecim.

Ecenaz: Ama "yapma" dedi Max'e

Ben : Kim yapma dedi? Richard mi?

Ecenaz : Ben dedim.

Kizimizin ilk aski Richard oldu. Biz henuz tanisamadik:)

Kisa zamanda gorusmek uzere.

Pazartesi, Şubat 26, 2007

Biz de Video'landik...



Bu duruma en cok Turkiye'dekiler sevinecek. Benim cadi kizim telefonla konusmayi sevmedigi icin bir turlu sesini duyamiyorlardi, simdi hem ses hem de goruntu var. Supeeeer... Degil mi?

Yeni fotograf makinasi almak icin bir neden daha buldum kendime;) Cok takoz kaldi benim bu fevakar.

Size iyi seyirler

Cumartesi, Şubat 24, 2007

It's unacceptable!!!



Tadaaa... Iste benim profiterollerim ya da diger adi ile cream pufflarim. Coook uzunca yazilmis iki tarifin birlesimiyle yaptim. Biraz kafam karisti ve gozum korktu ama hem bir saatten az zamanimi aldi hem de tadlari mukemmel. Sogumasini beklemeden iki tane yiyiverdim. Hakus'un favori tatlisi, bakalim deneyince o ne diyecek.
Benim secici kizim sadece bir lokma aldi ve begenmedi. Sutlu tatlilari sevmiyor belki bu hosuna gider dedim, tutmadi. Onun da hosuna giden tatliyi bulacagiz deneyerek, cok gerekliymis gibi;)
Uzun zamandir degisik ekmek resimleri koymuyorum sayfaya cunku yapmiyorum. Internette kaybolmus durumdayim. Denenecek o kadar guzel yemekler var ki ekmegi biraz es geciyorum galiba. Nasil olsa altindan kalkabildigimi gordum ya... Onumuzdeki gunlerde Konya Tiridi yapmayi planliyorum ve etin altina koymak icin mis gibi bir pide yapacagim. Daha once de yapmistim ama bu sefer tarifim farkli. Hepsini resimleyecegim, merak etmeyin.

Gelelim benim minik kelebegime...

Okula baslayali birbucuk ay oldu. Sanki bana daha uzunmus gibi geliyor, 4 ocak tan bugune, neyse. Buyuk gelismeler var. Kac kelime ogrendigini saymiyoruz artik, cunku cumleler kurmaya basladi. "I like it","it is good","This is my coat", "it's my turn", "stop it", "good job" veeee "it's unacceptable". Unacceptable, 2 1/2 yasindaki bir cocuk icin telaffuzu zor bir kelime ya da Ecenaz durumundaki bir cocuk icin desek daha dogru olur. Cok net soyleyebiliyor. Iki gun once ilk soylediginde sok olmustum. Okulda ne oldu da ogrendi bilmiyorum cunku hicbirsey anlatmiyor. Dolambacli sorular sorarak birkac ufak sey ogrenebiliyoruz. Okuldan bahsetmek istememesinin altinda mutlaka bir neden var ve biz henuz bulamadik. Ogretmenine sordum, "henuz cok kucuk,
-bugun resim yaptik-makasla kagit kestik-kitap okuduk-demesini beklemeyin" dedi. Ben de ne zaman anlatmaya baslar? diye sormayi unuttum. Zamanla gorecegiz. Bu arada "unacceptable" kabul edilemez demek. Ogretmenin kelimeyi direkt olarak Ecenaz'a soyledigini sanmiyorum. Eger kabul edilemez birsey yapsaydi ogretmeni bize mutlaka soylerdi.

Okulun getirdigi diger artilar da var. Kizim daha bir duzenli oldu. Okul oncesinde de daginikti diyemem ama bu biraz farkli. Evdeki herseyin yerini babasindan daha iyi biliyor mesela. Birseyle isi bittikten sonra hemen yerine kaldiriyor. Bazen saskinlik icinde izliyorum. Bugun mesela, benim ekmek pisirirken bazen firini nemlendirmek icin kullandigim sprey sisesini buldu. Daha once de oynamisligi var bununla ve her seferinde spreyi saklayarak kurtarabiliyorduk elinden. Yoksa heryer su icinde kaliyor. Bugun camlari spreyledikten sonra-ki bunu da Guler anneannesinden ogrendi, her yaz geldiginde inatla balkon camimi sildigi icin- mutfaga geri getirdi ve aldigi yere koydu. Hem cok sasirdim hem de hosuma gitti.

Posted by Picasa

Salı, Şubat 20, 2007

Simit-2

Daha onceki simit denememin pek de istedigim gibi olmadigini yazmistim. Farkli tarifle bir deneme daha yaptim. Galiba yavas yavas istedigim tada yaklasiyorum. Tarifte kendimce bazi oynamalar yaptim. Bunu yapabildigim icin biraz da olsa kendimle guru duydum. Iki ay oncesine kadar kullandigim bazi malzemelerin varligindan bile haberim yoktu. Biraz merak, biraz emek ve biraz da zamanla ogrenilmeyecek bir sey yok gibi geliyor. Eger bu hevesle devam edersem, ki benim gibi cok cabuk sikilan birisi icin imkansiz gorunuyor, birkac yil icinde bircok zahmetli yemegi aklimdan yapabilir hatta belki kendi tariflerimi bile uydurabilirim.
Sirf meraktan alisveris sektorumu degistirdim:) Biz bayanlar alisverisin her turunu severiz, bazen sadece terapi icin yapariz bunu. Benim icin ise yarayan genelde kiyafet alisverisleriydi. Hala kendimi kaybettigim zamanlar olmuyor degil ama kendimden cok Hakus ve Ecenaz icin aliyorum. Simdi durum tamamen farkli, marketlerde vakit harciyorum. Butun raflari inceliyorum, paketlerin uzerini okuyorum, sonra aldigim saglikli malzemeler icin basliyorum internette tarif aramaya. Hakus da ogrendi bu zevkimi ve tek basima istedigim kadar oyalanabilecegim market alisverisi luksu veriyor bana(hem de hic telefonumu caldirmadan:)) Eve yenilenmis ve cok degisik urunlerle dolu cantalarla geliyorum.
Ecenaz icin sicak cereal aldim gecen gun, bazen kahvalti etmeden okula gidiyor cunku. Alternatif sunmak istedim. Bu sabah, ben Ecenaz'i giydirirken Hakus elinde hazirladigi sicak cerealla geldi. "buna baska birsey konuyor mu? Cocuk bunu yemez, ben de yemem" dedi. Gercekten yenir bir tadi yoktu, denedim. Biraz bal ve muz ilave ederek saglikli bir kahvalti yaptik, Ecenaz haric. Babasini duydugu icin sanirim tadina bile bakmadi, uzerinde muz olmasina ragmen. Dayanamayip bir bardak sut verdim. Izin versek butun gun sadece sut ve muzla beslenecek. Okula kahvalti etmeden gittigi gunlerde de kraker tabagindan ayrilmiyormus. Bu da asilmasi gereken baska bir donem. Bayildigi harfli-sehriye corbasindan nasil vazgectiyse birgun bunu da birakacak. Biraz sabir.

Cumartesi, Şubat 17, 2007

Ama, Anlatir misin?

Cocuklarin inanilmaz bir gozlemleme yetenekleri var. Bir donem sadece o kucucuk beyinlerine kayit yapiyorlar sonra da show zamani geliyor ve bizi hayretler icinde birakiyorlar.
Ecenaz kaydetme donemini yeni bitirdi galiba simdi birikenlerle bizi sasirtiyor.
Cevap vermeleri daha bir mantikli hale donusmeye basladi. "Neden" sorularina cok akillica cevaplamak zorundayiz, biliyoruz ki teyp kaydediyor. Zaten O da oyle kolay kolay vazgecmiyor.
Bir de ayrilma korkusu basladi yine. Evin hicbir yerine yalniz kalamiyor ozellikle aksamlari. Beni mutfakta gormesine ragmen salonda tek basinda oturmuyor. Son bir haftadir boyleyiz. Babasini da ise gondermek istemiyor, iki saat onceden "baba gitme" demeye basliyor. Bugun krizi beraber banyo yapma teklifiyle atlattik. Bu donemleri coook uzun zaman once atlatmistik niye geri geldiler bilmiyorum.
Aksam ustu sigara icmek icin balkona cikma girisimim oldu, baktim bizimki benden once kapiya yonelmis. "Yeni banyo yaptin, cikma annecim, usursun dedim" ne dese begenirsiniz " Ama sen de yeni banyo yaptin" . Vercek cevap bulamadigim icin pasa pasa geri donup, koltuktaki yerimi aldim. Beraberce "Nemo" yu seyretmeye devam ettik.


Ayni seyi aksam yemegi icin de yapti. Ben de bu cocuga hala "Hadi mama hazir" diyorum. Agiz aliskanligi iste birakamadim bir turlu. "Ne yiyecegiz" diye sordu. "kofte" dedim. Bugun Yogurtlu Muhacir koftesi yaptim firinda. Bizimki kofte cevabiyla yetinmedi. "Ama ne yiyecegiz bana anlatir misin?"i oldukca ciddi bir yuz ifadesiyle sordu. Ben de kofteyi anlattim. Mutfakta dibimden ayrilmiyor simdi "Sana vardim etcem" ben diye. Ekmeklerimin ununu eliyor, taze fasulye temizliyor, yemeklerimi karistiriyor.... Asci olacak benim kizim.



Annesi kendini iyice asti ve evde Shrimp Spring Roll yapti. Cok saglikli bir Thai aperatifi. Icinde karides,marul, havuc, kirmizi lahana ve cok ince rice noodle var. Kucuk beyaz kapta gordugunuz de yaninda olmazsa olmazi peanut sosu. Ben buna bayiliyorum. Resimde gormediginiz bir sos daha var benim beraber yedigim, o da Chili paste. Aci ve tatlinin, taze sebzelerle birlesmis hali damakta nefis bir tat birakiyor. Thai mutfagi Turk damak tadina biraz uzak ama bir kere alistiysaniz, vazgecmeniz biraz zor. Ama genel bir yanilgi var, Uzakdogu yemekleri denince hemen akla bortu-bocek geliyor ve mumkun oldugunca bu tarz restoranlardan uzak duruyoruz. Imkaniniz varsa mutlaka deneyin derim. Benim secici Hakusum bile severek yiyor bu yemekleri.

Gecen yaz aylarinda bircok aperatif ve tatlisini yaptim evde bu mutfagin. Ecenaz'in evde kutladigimiz ikinci dogumgunu partisindeki menumde bile bir aperatifi vardi. Spring rolldan biktigim zaman belki tekrar yapmaya baslarim. Hele bir kizarmis muz tatlisi var, parmaklarinizi yersiniz. Bak benim de canim istedi simdi. En kisa zamanda yapiyorum ve resmini de size aktariyorum.

Çarşamba, Şubat 14, 2007

Elmali!!!


Arkadasimin ekmek tarifleri kitabinda cikti bu tarif karsima. Tabii ki ekmekle alakasi olmayan birsey:)Uzun zaman once yapilacaklar listeme eklemistim ama bir turlu elim gitmiyordu. Sutlu tatlilari daha cok sevdigim icin belki de. Resim ve baslik sizi yaniltmasin, bu bildiginiz elmali kurabiye degil. Yani icinde pudra sekeri, yogurt ya da ELMA yok ama isirdigin zaman agizda dagilan lezzeti cok benziyor. Hakus 5-6 tane yedikten sonra bile icinde elma olmadigini anlamadi:) Peki ne var icinde; hamurunda Ricotto cheese (tatlimsi, bizim lorun biraz daha sulu sekline benzer bir peynir) ve icinde de kahverengi seker, tarcin, ceviz. Yapimi cok kolay, yemesi de cok zevkli bir tatli.
Peynirin bu kadar cok cesidi oldugunu bilmezdim. Arasira gittigimiz bir marketin sadece peynirler icin ayirdigi bolum neredeyse bizim ev buyuklugunde ve neden o bolumu hep gecistirdigimi merak ediyorum. Simdi hepsiyle tariflerde tanisiyorum. Brie, Mascarpone, Ricotto, Cottage.... sonu yok. Gunluk kullanilanlar bile cok cesitli, en populerleri, mozarella, parmesan, swiss, havarti... Mumkun oldugunca hepsinden biraz bulunduruyorum evde. Ozellikle Mozarella ve Parmesan, Ecenaz'in makarnasina karistirmak icin, makarnaci cunku benim kizim, Hakus sagolsun. Bazen krize girip, paketi onume koyuyor ve "makarna yapar misin, ama yapar misin" diye sizlaniyor. En son uydurdugum bahane, firinin bozulduguydu. Inandi yavrum, "abiler yarin tamir edecek?" dedi sonra da.
Peynirle ilk tanistiginda aralari pek iyi degildi, korktum babasina benzeyecek diye. Ilk mozarella ile baslamisti hala da favorisi. Beyaz peynir yedirmek icin de savastim bir donem. Simdi hepsini yiyor cok sukur babasina inat. Yogurt yemeyen ve sut icmeyen babamizin aksine bu ikilen ayiramiyorum Ecenaz'i. Herseyin fazlasi zararli mantigiyla. Etrafimizdaki cocuklarin icinde en uzun ve kilolusu Ecenaz'di. Balik etli olacak diye endiselenmistim. Simdi o buyume hizi iyice kesildi, boy uzamaya devam etse de son 5 aydir ayni kilosunda duruyor. Durum ikimiz icin de ayni galiba. 2 pound asagi inmis kilolarimiz. Yaklasik 1 kilo. Hastane tartilarini saymiyoruz, nedense onlar hep fazla tartiyor;) Evdeki baskul beni 128 pound gosterirken, doktor ofisinde 134 cikiyorum. O yuzden her zaman tartildigimiz tarti dogru olan bizim icin. Inanilmasi zor olan diger sey ise; mutfaga cok fazla merak sardigim, degisik tarifler denemek icin yaptigim yemek ve ekmeklere ragmen nasil kilo kaybettigimiz. Benim acimdan kesinlikle sikayetci olmadigim bir durum ama Ecenaz cope donerse diye korkuyorum. Niye hic bitmiyor bu endise? Cocuk hafif kiloluyken de, biraz zayifladiginda da hemen canimizi sikacak bir seyler buluyoruz. Biraz akisina birakmak lazim sanirim, sagliklari yerinde oldugu surece tabii.

Pazartesi, Şubat 12, 2007

Sevgililer Gunu





Umarim herkes benim gibi sevgi dolu bir Sevgililer Gunu gecirir. Biz iki gun erken kutladik ve bu bizi diger sevgililerden biraz da olsa farkli kildi.
Isten geldigimde tavandan asagi asili duran bu iki kart karsiladi beni. Tam ikinci karti okumayi bitirmistim ki, Ecenaz elinde cicek, yuzunde babasiyla birlikte ozel birsey yapmanin verdigi kocaman bir gulucukle geldi yanima.

Gecen sene de kutlamistik ama bu sene Ecenaz biraz daha buyuk oldugu icin yaptiklari daha bilincli ve anlamli oluyor. Insallah kizim da benim kadar sansli bir olur:) ve hayati hep guzel surprizlerle gecer.











Bu da askimin karti. "Bizi bu kadar anlatan baska bir kart olamazdi herhalde" dedi Hakus, havada ucan "seni seviyorum"lardan sonra. Zaten evlilikler de bu kartta yazanlardan ibaret degil mi? Tum bunlarin arasinda yaptiklarimizdan ve yasananlardan zevk almak bizim elimizde. Paylasilan hersey ama hersey iliskileri guclu kilan sihir bence. Hele karsilikli kiymet biliniyorsa.
Kartlarimi aldim ama gun henuz bitmedi. Hakus'un yemek teklifine ne cevap verecegimi dusunmek icin gitmem lazim. Belki ben de surpriz yapip, disarida yemek yerine guzel bir solen hazirlayabilirim;)


Posted by Picasa

Pazar, Şubat 11, 2007

Agineaus!!!!

Bu baslik da neyin nesi? diye sormayin. Benim icin de hicbir anlami yok(tu).
Artik "cocugu okula giden aile" sinifina gectigimiz icin, sosyal sorumluluklarimiz da artti. Montessori okullarinin kurulusunun 100. yil kutlamalari icin Mart ayinin ilk gunlerinde tum geliri okula gidecek sekilde bir yemek duzenlenmis. Masraflari azaltmak icin de gerekli isleri gonullu veliler yapiyor. Aslinda adi "gonullu". Olaya bir sekilde katilmaniz sart, cocugunuzun sinifta silik bir sima olmasini istemiyorsaniz.
Ben de grubun basindaki bayana, nasil yardimci olabilecegimle ilgili bir e-mail attim. Okula gecen ay basladigimizi ve kizimizin Ms.Sheryl in sinifinda oldugu bilgilerini de verdim ki, hem kim oldugumuz konusunda fikri olsun hem de biraz acemi oldugumuzu atlamasin diye.
Kadin yardim konulari ile ilgili oldukca ayrintili bir e-mail gondermis ve kizi evde butun gun Ecenaz'dan bahsediyormus. Ms. Sheryl sinifina gecen ay baslayan tek ogrenci Ecenaz. Iste, basliktaki kelimeyle bu e-mail de tanistim. Isterseniz heceleyeyim belki cagrisim yapar. A-gi-neaus. Yapmadi mi?
Ingilizce bilenler, eminim durumu cozmussunuzdur. Cozemeyenler peki buna ne dersiniz?
E-ce-naz :)))
Agineaus, yazilisinin belki Ecenaz'la hic ilgisi yok ama kelimeyi ingilizce okudugunuzda, tam olarak degilse de Ecenaz'a cok yakin bir soyleyis cikiyor ortaya.
Ecenaz dogdugundan beri ayni doktor ofisine gider ve hala ismi dogru soyeleyeni duymadim. Ayni ofiste 5-6 doktor ve bir suru calisan oldugu icin biz de hic duzeltme geregi duymadik, nasil olsa unutacaklar. Hala istedigim gibi bir doktor ofisi bulamadim, o da ayri bir konu.
Peki ne diyorlar Ecenaz'a. Ekenez, Esenez, Eseniz gibi... Ben de ismi inatla teke dusurmuyorum. Bu ismi sectigimizde ozellikle birlesik yazilmasini istemistim. Ece ya da Naz degil, Ecenaz.
Okula kayit yaptirirken, cocugunuza nasil sesleniyorsunuz diye bir soru vardi. Evde bazen Ece desek de kagida butun ismi yazdim. Cunku biliyorum ki nasil baslarsa oyle gidecek.
Kizimiza verdigimiz isim bu ve kendisi istemedikce de kimse degistiremeyecek.

Cuma, Şubat 09, 2007

Ilk Odevimiz

Kizimiz buyudu de eve okul odevleri getirmeye basladi. Zaman ne kadar cabuk geciyor diye dusunuyorum sonra donup Ecenaz'a bakiyorum daha 2,5 yasinda. Cok da cabuk gecmiyor aslinda, yasananlari dusununce oyle cok sey var ki, 2,5 yila bunlarin hepsi nasil sigdi diyorum. Bu kadar olayla en az 4 yil gecerdi gibi geliyor. 10-15 kez yapilan doktor kontrolleri, 5 acil servis ziyareti, 2 Turkiye seyahati, Boston gezimiz, Guler anneannemizin uc kez bizi gormeye gelmesi, ilk oyuncaga uzanisi, kolik nobetlerimiz, sabaha kadar oturmalarimiz, ilk disi, emeklemeye baslamasi, ilk adimlari, ilk dogumgunu, ilk bisikleti yani bir suru ilkler daha bir suru sey.

Neyse gelelim odeve; sevgililer gunu icin bol kalpli bir kart hazirlamak:) Okula hazir kart goturmek yasak. Emek vermeleri lazim. Bir haftadir evin icinde suruklenen bu odevi sonunda bugun babasiyla beraber yapti. Tabii daha cok babasi yapti. Karti ne icin yaptigini anlatmayi denemedim bile. Cunku Sevgililer Gununu O'na nasil anlatacagimi bilemedim. Dedim ya, daha 2,5 yasinda. Belki onumuzdeki sene anlami daha buyuk olur. Hele bir de okul aski olursa:) 4 yasindayken okulda sevgilisi olan cocuklari duymustum belki bizimki erken baslar. Bu konuda da babasina benzerse hic sansi yok;)
Okul odevi olan tek kisi Ecenaz da degil Sevgililer Gunu icin. Her ailenin de ayri bir gorevi var. Bizim payimiza dusen, cilek alip guzelce temizleyip yenecek halde okula goturmek.
Eger tum odevler boyle olacaksa simdilik herkes halinden memnun. Siz bizi 3-4 sene sonra gorun bakalim.

Ecenaz la ilgili sikca sorulan bir soru var: Ingilizce ogreniyor mu? Malum en buyuk problemimiz buydu, dolayisiyla herkes de gelisme olup olmadigini merak ediyor. Coook buyuk ilerleme yok. Bir ay oldu henuz baslayali. Ama tabii ki ilerleme var. Anlamasi cok gelisti mesela. Cumleler kuramiyor henuz. "I got it", "This is red-yellow-gween" ve "i love you" disinda. Yalniz "green" yerine "gween" deyisimize dikkatinizi cekeyim. Oyle sirin oluyor ki bunu soylediginde. Kalici oldugunu dusunmedigim icin simdilik endilenmek yerine zevkini cikartiyorum (R) ozurlu olusumuzun. Halasi da soyleyemezmis kucukken. Simdi oldukca duzgun konusuyor. Ingilizce disindaki diger sorunumuz da okula alisma sureciydi. O bolum iyinin de otesinde. Bu sabah okula gitmek icin oyle sabirsizlanmis ki 10 dk mesafedeki okula gitmek icin evden 25 dk erken cikmislar. Babasi okuldan almak icin gittiginde ise "ben okulda kalacagim" diye tutturmus.

Benim mutfakta yeni tarif denemelerim oldu gecen bir kac gun icinde. Bunlardan birisi sufleydi. Maalesef sufle yerine yuvarlak kaplarda pisirilmis browni cikti ortaya. Nerede yanlis yaptim bilmiyorum. Tarifi bir turk web sayfasindan almistim, simdi adini hatirlamiyorum. Bir dahaki sefere amerikan versiyonunu deneyecegim. Olculer daha guvenilir cunku. 1 cup dendiginde o bir cup herkesin evinde ayni. Ama bizim tariflerdeki 1 bardak olcusu oldukca goreceli.
Yaptigim sekiz kap suflenin 5 ini yemeyi basardik, browni niyetine ve uzerine dondurma koyarak. Kalan 3 tanesini de silindir seklinde keserek kaplarin dibine yerlestirdim, uzerine vanilyali puding koydum, en ustune de ahudududen yapilmis meyveli sosu koydum. Cok basit ve lezzetli birsey cikti ortaya.

Bu aksam bir degisiklik yapip ayni anda iki ekmek birden yaptim. Birisi Wheat Germ yani bugday ozu kullanarak yaptigim bugday ekmegi, digeri de Sourdough(eksimayali) ekmegim. Daha once de yapmistim. Sitede resmi var. Bugday ekmegim pisti ama EksiMayali ekmegim ikinci dinlenme asamasinda. Resimlerini en kisa zamanda siteye eklerim.

Uzun zamandir kofte icin basimin etini yiyen Hakus'a surpriz yapip bu aksam hamburger hazirladim. Ekmekleri dahil hersey ev yapimi. Aslinda kofte ve ekmek kismi bana aitti demek daha dogru olur. Cunku susleme isi Hakus'a ait. Icine herturlu garnishi koydu ve tadi superdi. Ev yapimi oldugu icin de gonul rahatligiyla yedik.

Herseyi arka arkaya siraliyorum galiba ama yazinca farkettim ben bugun bir suru sey yapmisim. Hem de cok yogun is tempolu bir gunun ardindan. Kendi kendime "cok marifetliyim" dedim galiba. Aslan burcu iste, arada-sirada boyle boburlenmezsek yasayamayiz biz:)
Ve gunun en onemli olayi, ta daaaaaa.... Sucuk yaptim bugun. Oyle makinayla falan da degil. Huniyle, evet bildigimiz huniyle yaptim dolumunu. Cok ugrastirdi beni. Sonucu ne zaman belli olur bilmiyorum. Buraya yazacagimdan emin olabilirsiniz. En buyuk istegim, eger guzel olursa Ecenaz'in da hoslanmasi. Burada aci olmayan sucuk bulamadigimiz icin henuz tadi nasil birsey bilmiyor yavrum. Bekleyip gorecegiz.

Pazartesi, Şubat 05, 2007

Yeniden Mutfaktayim:)





Sinus problemleri. Uzun yillar sonra kendisiyle tekrar karsilastik. En son liseydek agir bir antiboyotik tedavisiyle kendisine veda etmistim. Agriyi biraz hafifletmek icin burun tikanikligimi acmaya calisirken yukaridaki resim cikti karsima. Kaynayan suyun buharini vicksli burnuma cekerken, cok etkilendim goruntuden ve paylasmak icin hemen resmini cektim. Kaynama noktasina geldigi anda kabarciklarin tek tek tencere tabanini terkedisini seyretmek pek hosuma gitti.








Mutfagimla baristik. Zaten mecburi bir iliskim vardi kendisiyle, benim heyheyler gidince de yeni seyler denemeye kaldigim yerden devam etmeye basladim. En son denemelerimin resimleri yok maalesef. Sadece bu aksam yaptigim ekmegi resimleyebildim. Firindan az once cikardim ve telin uzerinde sogumaya biraktigim anda da yazmaya basladim, hala citir citir sesler geliyor ekmegimden. Yazim bitince de ev yapimi ve tum cesit ot-zeytinyagi-pul biber karisimi lorumla tadina bakacagim. Agzim sulandi.
Yeni denemelerimin resmi niye yok? Usendim resim cekmeye. Hava da cok guzeldi bugun, yemegi yaptiktan sonra kizimla bisiklet turuna ciktik.
Son marifetim Sipsi Paste. Bir kafkas yemegi. Tarifi okuyunca cok ugrastirici bir yemek oldugunu dusunmustum ama 45 dk da yemeye hazir hale geldi. Tadi: Tavuklari tek basina yemek daha cok hosuma gitti. Ecenaz da benim gibi dusunuyor olmali ki sadece tavuklari yedi. Corba ve paste kismi dusundugum kadar lezzetli degildi. Belki de yoresel bu yemege damak tadim alisik olmadigi icindir. Siz de denemek isterseniz tarif icin tiklayin.
Cumartesi gunu de ilk kez Banana Nut Muffin yaptim. Tatlilari tatli gibi yani cok sekerli seviyorum ben. Muffin yapiminda kullandigim muzlar dusundugumden daha az tatli oldugu icin biraz az sekerli olmustu. Ecenaz tadina bakti sadece ama bir taneyi bitirmedi bile, muzu cok sevmesine ragmen.
Cok emek verdigim ekmeklerim istedigim gibi olmayinca cok uzuluyorum ve bir daha yapmak icimden gelmiyor. Bazen "git bir ekmek makinasi al kendine diyorum" ama isin zevki kacar diye onu da istemiyorum. Hem hamuru yogurmak kol kaslarimi gelistiriyor bir de bilek romatizmalarima iyi geliyor. Ben isin daha kolay bir yolunu buldum ve resimde gordugunuz ekmegi oyle yaptim. Nedir bu kolay yol: Wheat Gluten. Turkce hangi urune denk geliyor ya da Turkiye de var mi bilmiyorum. Ama ekmege hem hacim hem kesinlikle basarisiz olmama sansi veriyor. Iceriginde hicbir kimyasal madde yok. Sonuc super, herkes mutlu, hele ben coook mutluyum. Degisik ekmekleri denemek icin sabirsizlaniyorum.


Bugun Ecenaz'a surpriz yaparak O'nu okuldan almak icin babasina ben de katildim. Hakus okula giderken beni isyerinden aldi, zaten yolunun uzeriydi ben de aylak aylak oturuyordum. Ama cadi hic yuz vermedi. Beni gordugunde yuzunde guller acti ama babasini gorunce kabak cicegi kivamina gelerek uzerine atladi. Bu sabah beni yataktan kaldirmak icin geldiginde yuz vermeyisimin acisini cikartiyor galiba. Buyudukce hatalari affettirmek ya da unutturmak zorlasiyor.



Posted by Picasa

Cuma, Şubat 02, 2007

Ecenaz


Gecen haftaki halimden eser kalmadi iste... Soylemistim ben. Sondu icimdeki kivilcimlar. Ise giderken araba muzik bile acmak gelmiyor icimden. Ruhsuz dolasiyorum evin icinde. Mutfaga mecbur kaldikca giriyorum. Gordugunuz gibi yeni seyler de denemiyorum. Ac kalmayalim yeter. Hakus'un daginikligi yine gozume batmaya basladi. Yok mu bunun ortasi? Ya cok mutlu ya da duygusuz mu olmak zorundayim.

Ama kizimi ihmal etmiyorum. Hamurislerini sevdigini icin dun aksam kiymali kolay borek yaptim, okuldan geldiginde yemesi icin, tadina bile bakmamis. O zaman sebze deneyelim diyerek, bugun zeytinyagli taze fasulye pisirdim. Bayildi. En favori sebzesi.

Buyudugu icin mi yoksa okul mu degistirdi bilinmez ama kizimla daha bi anlasir olduk. Birbirimizin huyuna gidiyoruz. Evde hic ses yukselmiyor. Beraber resim yapiyoruz, hamurlariyla oynuyoruz. O da benim mutfagima bulasmiyor. Bazen bir-iki sey cikarsa da dolaptan, isi bitince yerine koyuyor.
Okula basladigindan beri daha az vakit geciriyoruz. Bir de aksamlari erken yatiyor, ozluyorum. Uyumadan once, kitap okuduktan sonra "biraz yanimda otur, sonra git yat" diyor bana. Kirar miyim kizimi hic, o bir istiyor ben bes veriyorum ve kivriliyorum kucucuk yataginda yanina, kisa bir sureligine de olsa kafasini boynuma gomuyor. Sonra ikimiz de yer darligindan sikayetci oluyoruz ve ben yatagini terkediyorum. Birkac hafta once uyuyakalmisim yaninda, iki gun boynum tutuk dolastim.

Gece iki kere tuvalete kaldiriyorum, kazalara sebebiyet vermemek icin. Eger olursa da "kacirmisim, ben yanlislikla cis yapmisim" diyor eliyle agzini kapatip muzipce gulerek. Oyle guzel sariliyor ki boynuma banyoya giderken, birakmak istemiyorum kucagimdan. Biraksam yurur de yavrum ama uykusu bolunsun istemiyorum. Sicacik yatagindan buz gibi tuvalete oturdugunda bile ses cikmiyor. O cisini yaparken ben de onun mis gibi saclarini kokluyorum. Yatagina geri biraktigimda o koku gitmesin istiyorum kivriliyorum yine yanina. Hic konusmasak da yanina yattigimi gorunce yatakta yer aciyor bana.

Eger birgun bir cocugumuz daha olursa, onu Ecenaz kadar sevebilecegimi dusunmuyorum. Bu kadar emek, enerji, sevgi veremezmisim gibi geliyor. Versem bile Ecenaz'a haksizlik oldugunu dusunurum herhalde.

Posted by Picasa